Bugünün Yazılımı : Encryption Analyzer
En iyi oyun intro videoları
Oyunları ilk aldığınız heyecanla bir anda yüklemeye koyulanlardansanız, oyun intro (giriş) videolarının bizleri ne kadar etkileyebildiğini de bilirsiniz. Örneğin eskiden Sensible Soccer ı her açtığımda oyunun introsunu izlemeden geçemezdim. Kişisel tercihim olarak futbol oyunlarının introlarını hep sevmişimdir. Ancak diğer oyunların introları da beni etkilemiştir. Örneğin COD 2 introsu ve Mafia introsu. Bu konu başlığı altında en sevdiğiniz oyun introlarını paylaşalım. İlk olarak ben bir kaç tane sevdiğim intro videosunu ekleyeyim.
Sensible Soccer 2006 Intro
Half Life 2 Intro
F.E.A.R Intro
FIFA 99 Intro
COD 2 Intro
SWAT 4 Intro
Mafia Intro
GTA Vice City Intro
Diğer paylaşımlara
http://forum.bilisimruzgari.com/index.php?topic=16414.msg81535#msg81535
adresinden ulaşabilirsiniz
7/8/2007 | Kategori:
Diger
|
Yorum (yok) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Rapidshare yerine FileFront'u tercih etmenin 10 sebebi
Neden mi? Nedenini Filefront'un özelliklerini sayarak anlayalım.
1-) FileFront sınırsız web alanı sağlar, istediğiniz kadar şeyi bir sefer de 1GB ı geçmemek koşuluyla upload edebilirsiniz.
2-) Bu dosyalara istediğiniz zaman ulaşabilirsiniz. Hiç bir zaman silinmez.
3-) FileFront size bir site açar. Bu sitede kendinize özgü banner kullanabilirsiniz, blog yazabilirsiniz.
4-)Resim, müzik, video upload edebilir ve bunları bilgisayarınıza indirmeye gerek olmadan görüntüleyebilir, diğer kullanıcıların izlemesine ve dinlemesine izin verebilirsiniz.
5-) Diğer kullanıcıların upload ettiği şeylerde arama yapabilir, bir p2p programı olarak kullanabilirsiniz.
6-) Diğer kullanıcılarla ilişkiye girebilir, gruplar oluşturabilirsiniz.
7-) Bilgisayarınızın işletim sisteminin yedeğini alıp, upload edebilirsiniz. Böylece istediğiniz bilgisayara istediğiniz yerde yedeğinizi klonlayabilirsiniz.
8-) FileFront'ta diğer kullanıcıların oyun incelemelerine ve oyun videolarına ulaşabilirsiniz.
9-) FileFront'ta diğer kullanıcıların paylaşımlarını oylayabilir, puan verebilirsiniz ve playlist şeklinde bir liste oluşturabilirsiniz.
10-) Rapidshare'de uygulanan hiçbir günlük download upload miktarı sınırı gibi saçma sınırlar bulunmaz. Kullanıcı dostu arayüzü sayesinde verdiğiniz linklerdeki dosyalar başkaları tarafından kolaylıkla indirilebilir.
Hala neden Rapidshare'i tercih ediyorsunuz acaba?
7/8/2007 | Kategori:
Diger
|
Yorum (1) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Tek Jetonluk Oyun: Hayat
Kolları masaya dayalı, bir eli çenesinin altında, odanın köşesine doğru bakıyordu. Kafamı o yöne çevirdim. Hiç bir şey yoktu. Sadece boyası üzerinden sıyrılmış, eski bir dolap. "Ne için üzgünsün?" dedim.
"Üzgün olduğumu nereden çıkarıyorsun" dedi.
"Düşünüyorsun" dedim.
"Evet" dedi.
"Düşünen insan üzgündür" dedim.
"Ne kadar haklısın" dedi.
***
Hiç bir şey duymak istemiyorsun. Özellikle anlamsız kelimeler topluluklarından oluşan, eleştiri niyetine bir araya getirilmiş, bir bebeğin manasızca ağlamasından farklı olmayan boş konuşmaları. Artık herkes böyle konuşuyor farkındasın. Boş!... Herkes bir şeyler anlatmaya çalışıyor fakat ortada bir konu bile yok. Belki de tek amaçları ortada bulamadıkları o konuyu yaratmak. Eğer çözülecek bir problem bulamazsan, hemen yarat bir tane! Arkadaşların, ailen ve hatta seni en iyi tanıması muhtemel sevgilin bile bu kaotik problem yaratma sanatının içerisinde kendilerine yol bulmuşlar. Hepsi konuşuyor... ve senin başın şişiyor. Artık hiç bir şey duymak istemiyorsun.
Tüm bunlara en güzel çözümü bulmuşsun. Sanki bir bilgisayar oyunu oynar gibi davranıyorsun herkese. İletişim kurduğun herkes başka bir NPC senin için. Yapay demeye dilinin varmadığı, fakat yapaydan daha düzeyli gözükmeyen zekalarına, uygun cevaplar hazırlamışsın. Sanki bir oyun karakteriyle konuşurmuşsun gibi. Sana birisi "Nasılsın?" dediğinde ekranda seçenekler çıkıyor. "Merhaba", " İyiyim, sen nasılsın?", "Fena değil", "Seni sormalı?", "Aynı tas, aynı hamam". Karşındakilerin verecekleri cevaplar değişmeyecek, farkındasın. Seçiyorsun her hangi birini. Aynı bir oyundaki gibi limitlendirilmişsin. Her şey tek düze. Sinirleniyorsun. Cevap olarak "Seni bir bilgisayar karakterinin tek düze diyaloglara hapis kalmış yapay zekası olarak görüyorum" diyemiyorsun. Sosyal yaşamın kuralları mı seni bu hale getirdi? Yoksa sen mi sosyal yaşamını bu hale getirdin? Belki de sadece çok yalnızsın? Buna ne dersin?
Toplu taşıma araçlarında insanları izliyorsun. O sevgili NPC'leri. Yol boyunca neler yaptıklarını. Tanrının yapımcılığını üstlendiği bu oyunda tüm karakterler mükemmel. Hiç biri sabit durmuyor, duramıyor. Yanındakinin gazetesini okuyanlar, tırnaklarıyla oynayanlar, burnunu karıştıranlar, kıçını kaşıyanlar, homurdananlar, uyuklayanlar, dinledikleri müziğe ayaklarıyla tempo tutanlar, bir şeyler yiyenler, toplu taşıma araçlarında yemek yiyenlerden nefret edenler, yok yere gülümseyenler, yok yere somurtanlar, cama kafasını dayayanlar, sevgilisine sarılanlar, sevgilisi ile tartışanlar, düşünenler ve düşünecek şey arayanlar... Sonra farkına varıyorsun. Sende onlardansın. Sen de 'bir yerden bir yere giderken diğer insanları izleyenler'densin. Çünkü yapacak başka bir şey yok. Aklına takılan bu galiba. Bu kadar üzgün olmandaki sebep bu. Başka bir şeyler yapmak istiyorsun. Yanlış yapsan yeniden başlayabilesin istiyorsun. Kafanı iki kere yukarı, bir kere aşağı, üç kere sağa, dört kere sola sallayıp, "Godmode" diye bağırsan sonsuz hak hilesini devreye sokasın istiyorsun. Evet, sonsuz hakkın olsun istiyorsun. Böylece deneyebileceksin... ama neyi? Sonsuz hakkın olsa neyi deneyeceksin?
O kadar kısır kalmış ki hayallerin, elini çenenin altına koyup düşünmeye başlıyorsun. Karşındaki, boyası üzerinden sıyrılmış eski dolaba bakakalmış öylece duruyorsun. Eğer sonsuz hakkım olsa ne yapardım? Ne kadar üzücü... İşte yine aynı hikayedesin. Çözülecek bir problem bulamadın. Yarattın bir tane...
Sonsuz hakkın olsa ne yapardın?!...
Hayat bu kadar basit işte. Tek jetonla oynadığın bir oyun. Bırak sonsuz hakkı, ikinci bir şansın bile olmayan bir oyun. Her attığın adımda korku var içinde. Kaçınılmaz bir gerginlik, her eylemini, her yeni düşünceni etkiliyor. Hayallerini gerçekleştiremeden oyunun bitmesinden ölesiye korkuyorsun. Hata yapmayı affedilmez kabul etmişsin. Her şeyi mükemmel istiyorsun. Para kazanacaksan hayalindeki işi, aşık olacaksan rüyalarındaki kadını, ev alacaksan denize sıfırı, araba için son modeli, aile için seni anlayanı, arkadaş için sonuna kadar güvenilir olanı arıyorsun... Böyle olmuyor biliyorsun. Fakat böyle olacak diyorsun. Kendi kendine, her şey güzel olsun diye yalvarıyorsun... ve iliklerine kadar hissediyorsun, sonsuz hakkın yok ve olmayacak. Tek hak! Tek jeton! ve Game Over!
Sonra sakinleşip gözlerini açıyorsun. Bunaltıcı düşüncelerinden sıyrılıp odanın diğer köşesinde açık kalmış pencereye bakıyorsun. Dışarıda uçan martıları ve bacalardan çıkan kara dumanları görüyorsun. Pencereden içeri giren hafif yağmurun esintisini yüzünde hissediyorsun. Her zamankinden daha bir İstanbul kokan havayı içine çekiyorsun. Ayağa kalkıyorsun ve pencereye gidiyorsun. Şehiri izliyorsun. Şehire dağılmış senden farksız tüm NPC'leri. Mutsuzluk şehire sis gibi çökmüş olsa da kokusu çok güzel... Gülümsüyorsun ve işte o anda, o bulutlu bahar gününe bakarken bir şeyi anlıyorsun...
Tek jetona hapsedilmiş bir hayat seninkisi... fakat onu yine de seviyorsun.
TRGAMER'dan ALINTIDIR.
7/8/2007 | Kategori:
Diger
|
Yorum (yok) |
Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Hardline: 1996 yapımı ilginç bir oyun
Size 1996 yapımı bir oyun söyleyeceğim ve itiraf ediyorum oynadığım en güzel oyundu. Oyunun adı Hardline Oyunun türüne gelince oyunun türü hardline yani oyun türünü kendi yaratmış olan bir oyun. Kısaca şöyle anlatayım. Bir sinema filmi düşünün. O filmdeki kahramanı siz yönetiyorsunuz. Oyun gerçek film görüntülerinden oluşuyor. Bir örnekle veya daha doğrusu bir sahneyle olayı ve oyunun güzelliğini size aktarayım. Oyunsu filmin bir sahnesinde yerde iki yatak var ve sahne şöyle ilerliyor. Kız bir yatağa oturuyor, sonra sıra size geliyor ve ne yapacağınız soruluyor. Eğer direkt kızın yatağına gider oturursanız kız size tokat atıp git başımdan diyor. Diğer yatağı seçerseniz konuşmaya başlıyorsunuz. Bunun gibi binlerce sahneyle birlikte bir çok zombiyi öldürdüğümüz action sahneleri de var.
O tarihte bu oyunu aldığımda 3 CD li bir oyundu ve ilk defa birden fazla CD li bir oyun görmüştüm. Oyunu bitirdiğimde tek üzüldüğüm oyun bu oyundu.
Ayrıntılı bilgi;
http://www.gamespot.com/pc/adventure/hardline/review.html?om_act=convert&om_clk=gssummary&tag=summary;review
7/8/2007 | Kategori: Diger | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı













